Home / Direniş ve Dayanışma Çağrısı

Direniş ve Dayanışma Çağrısı

Direniş ve Dayanışma Çağrısı…

Katliamlar, darbeler, savaşlar, kadın cinayetleri, kent ve doğa talanı, emek sömürüsü, gericilik, yolsuzluk, ayrımcılık, seçim hileleri, baskılar ve üzerimize kara ve zehir yağdıran bir bulut gibi çökmüş Saray Rejimi… Fazla söze gerek yok, bugün yaşadığımız ülkede karanlık bir dönemden geçiyoruz.

Ancak Saray rejiminin devam eden her türlü şiddeti ve baskısına rağmen ülkemizin, rejimin kâbusu olacak büyük bir özgürlükçü direnç taşıdığını da biliyoruz. Bu direnç, iktidarın geniş halk kitleleri içerisinde biriktirdiği öfkeden olduğu kadar, Gezi direnişinin mirası olarak hala canlılığını koruyan cesaretten, Gezi’nin direniş ve dayanışma mirasından besleniyor.

OHAL rejimi koşullarında yapılan referandum sürecinde Gezi’nin bakiyesi üzerine yükselen Hayır Meclisleri’nin yürüttüğü siyasal mücadeleler dizisi, bu mirasın canlılığını bir kez daha gösterdi. Referandum öncesinde Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da ve İstanbul’daki İŞİD katliamları sonrasında oluşan sokağa çıkma korkusuna rağmen binlerce insanın atölye ve fabrikalarda sınıf düşmanlığına karşı örgütlenmeye, yaşamın her alanında kadın dayanışmasını büyütmeye, Cerattepe’den, Aliağa’ya, Kuzey Ormanları’ndan Kirazlıdere’ye yaşamı savunmak için rejimin karanlığına karşı mücadeleye devam etmesi bu direniş eğiliminin en güçlü kanıtları olarak ortaya çıktı.

Referandum sürecindeki gelişmelerden de görüldüğü gibi rejimi altüst edecek yeni bir Gezi direnişi korkusu siyasal iktidarın en büyük çekincesi durumundadır. Rejim, Gezi isyanından bu yana eşitlikçi/özgürlükçü toplumsal hareketleri bastırmak, ilerici muhalefet odaklarını dağıtmak için elindeki her türlü silahı kullanmakta, fakat Türkiye topraklarına kök salan direniş eğilimlerini yok edememektedir.

Toplumsal muhalefet hareketleri içindeki gelişmeler ülkemizin toplumsal mücadele dinamiğinde uzun süredir biriken ve “kalıcılaşma” eğilimi taşıyan yeni bir direniş ve dayanışma eğilimine işaret etmektedir. Kent ve ekoloji topluluklarından emek mücadelesine, kadın hareketinden demokratik üniversite hareketine kadar hemen her alanda yeni, özgürlükçü, direnmeye ve dayanışmaya odaklanmış, neşe ve çokseslilik temelinde yeni bir mücadele dili, dayanışmacı ve kolektif eylem kapasitesini arttırmaya yönelmiş yeni ilişki zeminleri öne çıkmakta, rekabetçi ve fraksiyoner davranış alışkanlıklarını bastırmaktadır. Gezi direnişinden bu yana toplumsal muhalefet hareketleri içinde etkisi giderek belirginleşen bu direniş ve dayanışma eğilimi ve bu eğilimin yarattığı politik kültür Gezi ruhunu taşıyacak, geçmiş tartışma ve ayrılıkların ötesine geçecek yeni yoldaşlık bağları kurmayı olası kılmakta, yeni direniş ve dayanışma ağları oluşturmak ve kalıcılaştırmak yönünde hepimize umut vermektedir.

Bizler, Gezi’deki gibi birlikte direnen ve birlikte özgürleşebilen bir toplumsal kurtuluş pratiğinin yeniden ve yeniden, yaşamın her alanında örgütlenebileceğine inanıyoruz. Bizler umuda karşı savaş açan zehirli bir şer odağının karşısında, direnişçi ve dayanışmacı bir cephe kurmaya çalışmanın tek tek hepimiz için tarihsel bir sorumluluk olduğunu düşünüyoruz.

Bizler, bu zalim rejimin öfkelileri olarak özgürlüğün ve demokrasinin ülkesini yaratmak için, Gezi’nin yarattığı sosyal, siyasal ve kültürel birikim temelinde artık mücadelemizi geliştirmek ve yaygınlaştırmak, bağımsız ve kurucu bir toplumsal muhalefetin oluşmasına katkı sunmak istiyoruz. Çürümüş hiyerarşik ilişkilerin yerine mücadelenin her düzeyinde ortak aklı birlikte arayan, “bir adım ileri, iki adım geri” yürümekten usanmayan mücadele tarzına, grupçuluk, bölünme ve ayrılık üreten politik kültür iklimine karşı dayanışmayı ve birlikte mücadeleyi esas alan, iktidarın değirmenine su taşımak yerine, her alanda iktidarın yıkımının araçlarını sorgulayan, sürekli ve gerçek bir mücadelenin yollarını birlikte aramak, bulmak ve göstermek için yola çıkıyoruz.

– Birbiriyle gerçek bir ilişki ve iletişim halinde olan bir yoldaşlaşmayı nasıl oluşturabileceğimizi düşünmek ve tartışmak istiyoruz. Farklı mücadele alanlarında kapitalizme karşı mücadele eden siyasal-sosyal hareketler bütününde çözülen, karşıtlık, grupçuluk ve ayrılık üreten siyasal kültüre karşı yoldaşlık bağlarının birleştirici bir unsuru olmak istiyoruz.

– Gezi’de yaşadığımız çok renkliliği hedefliyoruz. Her türlü hak ihlaline karşı dayanışma içinde mücadele etmeyi amaçlıyoruz. Ayrımcı ve ötekileştirici her türlü dilin karşısında duruyoruz.

– Tekçi zihniyete karşı çıkıyoruz, herkesin kendini temsil ettiği ve doğrudan karar mekanizması içerisinde yer aldığı yapıları ve toplulukları destekliyoruz. Mücadele etmek isteyen bireyin nesneleştiği bir mücadeleyi değil, gerçek potansiyelinden hareketle bireyin özneleşerek toplumsallaşmasını hedefliyoruz.

– İnsanları şekilsiz bir yığın olmadığını düşünüyor, farklı mekânlarda, farklı ideolojik etkiler altında farklı edimler içerisinde olduğu gerçeğinden yola çıkarak seslenme kanallarında yaratıcılığı hedefliyoruz.

Biz bayraksızız!

Küçük alanlarımızın bayraklarını değil hayalini kurduğumuz bir dünyanın ve ülkenin umudunu taşımak istediğimiz için

Örgütsüzlüğü değil, toplumsal muhalefet içinde yükselen umudun gerçekliğini örgütlemek istediğimiz için,

Kendimizi değil, toplumsal hareketleri örgütlemeyi ve büyütmeyi önemsediğimiz için,

Yabancılaşmış, yarışan, mekanik bir yoldaşlık değil değiştirici, yan yana, birleştirici bir yol arkadaşlığının umudunu taşıdığımız için,

Devrimi, toplumsal dayanışmayı, direniş kültürünü, yapıcı ve yıkıcı kimliğimizi yeni bir yoldaşlık bağı ile yeniden inşa etmenin heyecanını taşıdığımız için,

Mücadeleleri mücadelemiz olan; direngen, bağımsız ve özyönetimci bir toplumsal muhalefetin özgün birliktelikleri dışında bir bayrağı taşımayı reddediyoruz. Bayraksızız çünkü biz toplumsal hareketin ta kendisiyiz. Dolayısıyla tüm devrimciler bizim doğal yoldaşımızdır. Dayanışmalarda, savunmalarda, forumlarda, emek mücadelelerinde, sayısız toplumsal mücadele içinde ve sosyalist örgütlerde yer alan arkadaşlarımız bizim doğal yoldaşlarımızdır. İnanıyoruz ki bu anlayışımız birbirinden bağımsız siyasal-sosyal hareketlerin dinamiğini arttıracak, dönüştürecek ve daha güçlü hareket etmesini sağlayacak. İçinde bulunduğumuz muhafazakâr, diktatörleşen sermaye rejimi ise ancak bu yolla yeniden kurulabilecek birleşik bir siyasi irade ile yıkıma uğrayacak.

Bu sebeple devrimci/sosyalist/ilerici örgütlenmeler içerisinde olan veya olmayan dostlarımızı yukarıda ifade ettiğimiz ihtiyacı karşılayacak bir yoldaşlaşmayı örmeye, Saray rejiminin yarattığı zorbalık, savaş ve adaletsiz düzene karşı her türlü toplumsal muhalefet ve dayanışma ağını büyütmeye, toplumsal hareketler içerisinde yan yana durmaya ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz.