Home / Bayraksız Yazılar / Neden şeyler öyle kendiliğinden gerçekleşivermez? – Andrew Day, Joanne Sheehan

Neden şeyler öyle kendiliğinden gerçekleşivermez? – Andrew Day, Joanne Sheehan

  • Andrew Day, Joanne Sheehan 

Dışarıdan bakınca toplumsal değişim kaotik, kendiliğinden veya organik görünebilir, arkasında pek az sebep ve açıklama varmış izlenimi uyandırabilir. İşgal (Occupy) hareketi, Seattle DTÖ direnişi, Filipinler’deki ‘Halk İktidarı’ devrimi ve diğer yüzlerce örnek, öyle kendiliğinden oluvermiş gibi veya sırf bir karizmatik liderin gücü ve etkisinden kaynaklanmış gibi görünebilir. Gerçekte ise bu mitin  -şeylerin öyle kendiliğinden gerçekleşivermeleri mitinin- altında kendini planlamaya, örgütlenmeye, taban hareketi inşa etmeye ve görmek istedikleri değişimi gerçekleştirmek için baskı uygulamaya adamış aktivistler vardır. Şeyler öyle kendiliğinden gerçekleşivermezler. İnsanlar şeyleri gerçekleştirirler!

Montgomery otobüs boykotu neden “öyle kendiliğinden” gerçekleşmedi

Rosa Parks’ın 1 Aralık 1955’te bindiği otobüsün ön koltuğuna oturup, siyahların oturması gereken arka koltuklarına gitmeyi reddetmesinin –oldukça yaygın- yorumuyla başlayalım.

Rosa Parks yorgun ve yaşlı bir kadındı, ve bir gün kendiliğinden otobüsün arkasında geçmeyi reddederek bir dizi etkinliği tetikledi – Montgomery Otobüs Boykotu, ABD’nin Alabama eyaletinde otobüslerdeki ırk ayrımcılığını sona erdirdi ve daha geniş Yurttaşlık Hakları hareketinin kıvılcımını yaktı. Rosa Parks’ın gözaltına alınmasının yol açtığı olaylar kendiliğinden ve rastlantısaldı; bu eylemler planlanamayacakları gibi önceden öngörülemezlerdi de.

Bu yorum, olayların özünü tamamen ıskalıyor.

On üç ay süren Montgomery Otobüs Boykotu’nun etkisi, yıllar süren örgütlenme çabalarına ve Parks’ın gözaltına alınmasının getirdiği stratejik fırsatın Women’s Political Council (Kadınların Siyasi Konseyi) ve the National Association for the Advancement of Colored People (NAACP – Ulusal Farklı Renkten Halkların İlerlemesi Derneği) gibi önder örgütler tarafından dikkate alınmasına dayanıyor.

Montgomery’nin siyah liderleri bu gözaltı vakasını ırk ayrımcılığı yapılan otobüslerle ilgili çatışkıyı tırmandırma fırsatına çevirdiler ve boykot çağrısı yaptılar -çatışmayı bu şekilde tırmandırma kararı, sarih ve stratejik bir tercihti (“kendiliğinden” değildi ve “öylecene” gerçekleşmedi). Bunu, Parks’ın böyle bir eyleme kalkışan ilk kadın olmamasından da görebiliriz: Dokuz ay önce, Claudette Colvin de otobüs şoförünün arka sıraya geçme emrine uymamıştı. Ancak, Colvin’in gözaltına alınması etrafında bir kampanya veya boykot örgütlemenin sağlam temellere dayanmayacağı, çünkü Colvin’in bekar hamile bir ergen olduğu kaygısı vardı. Zamanın toplumsal normları göz önüne alınınca, bu durumun bir boykot kampanyasının elini zayıflatacağı düşünüldü ve böylece “kolayca eleştirilemez” birini beklemeye karar verdiler. Colvin’in aksine Rosa Parks daha yaşlıydı, düzenli bir işi vardı, şehirde de saygınlığı olan biriydi; onun gözaltına alınmasının ardından stratejik bir kararla otobüs boykotu çağrısı yapıldı.

“Fiziksel olarak yorgun değildim, ya da en azından herhangi bir başka işgününün sonunda olduğumdan daha yorgun değildim diyelim. Her ne kadar birçok insanın gözünde böyle bir imaj olsa da, yaşlı da değildim. 42 yaşındaydım. Gerçi yorgundum, ama sadece her gün boyun eğmekten yorulmuştum.”

Rosa Parks, kendi otobiyografisinden, “Rosa Parks: My Story”

Bunun yanında, stratejik imkanı görmek ve boykot çağrısı yapmak da kendi başına yeterli olmazdı – 25 yerel siyah örgütü yıllar boyunca taban hareketi inşa etmiş, dayanışma ağları ve ittifaklar kurmuş, birbiriyle iletişime geçmiş, tabanı güçlendirmeye ve stratejik planlamaya enerji ayırmış, ve ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve eşitlik taleplerine ulaşmak için doğabilecek bir fırsata hazırlanmışlardı. Montgomery NAACP’nin aktif bir üyesi olan Rosa Parks Highlander Halk Lisesi’nde şiddetsiz sivil itaatsizliği bir taktik olarak tartışan bir çalıştaya katılmıştı. Şehrin 25 yaşındaki yeni bakanı Martin Luther King Jr. şiddetsiz eylemin gücünü keşfetmeye hali hazırda başlamıştı. Parks’ın gözaltına alınmasıyla fırsat ortaya çıktı, böylece bu örgütler de bu kaynakları kullanabildiler. Parks bu strateji ve örgütlenme arkaplanından izole biçimde hareket etmiş olsaydı, ne kadar cesurca olursa olsun onun bu hareketinin tüm bu eylemlilikleri nasıl yaratabileceğini anlamak çok zor olur.

Bu bölümde ‘grup’, ‘kampanya’, ‘eylem’ ve ‘hareket’ sözcükleri sıklıkla kullanılacak. Bir grup, bir değişim yaratmak amacıyla birlikte hareket eden insanları anlatıyor. Grup, birbirine yakın 5-15 insandan oluşabileceği gibi, maaşlı çalışanları olan ve yüzlerce veya binlerce destekçisi olan bir STK da olabilir. Bir eylem, spesifik bir etkinliktir. Mesela bir yürüyüş, sokak gösterisi veya abluka (blockade) gibi. Bir kampanya, spesifik bir değişim yaratmak amacıyla örgütlenen toplumsal bir eylemdir. Kampanyalar ortak bir anlayışı ve vizyonu olan bir grup insan tarafından yürütülür, belirli bir zaman dilimi içinde bir dizi eylem ve etkinlikten oluşurlar. Bir hareket, birçok grup ve kampanyanın daha geniş bir söylem altında kesişmesinden oluşur. Örneğin çevreci hareket veya küreselleşme karşıtı hareket gibi. Hareketler onlarca yıl sürebilir, çoğunlukla uluslararasıdırlar, birçok grubun ortak bir çatı altında hareket etmesiyle oluşurlar, ihtilafa açık ve tanımlanması zor olabilirler. Eylemler, bir grubun veya birçok grubun yürüttüğü bir kampanyanın stratejisi tarafından belirlenen “taktikler” olarak görülebilir. Gruplar çoğunlukla kendilerini bir hareket içinde tanımlarlar, bazen de birkaç hareket içinde. Yer yer hareket spesifik bir eylem için biraraya gelebilir -örneğin bir G8 konferansını bloke etmek için- ve farklı gruplardan ve kampanyalardan katılımcılar aynı eylemde birleşebilirler.

Strateji

Strateji oluşturmak, hareket halindeki bir hedefi vurmaya çalışmaya benzer; içindeki bazı öğeleri tarif edebiliriz (örgütlenme, mesaj, hedef, elimizdeki insan kaynağı, yetenekler…) ama aslında stratejiyi strateji yapan bu farklı öğelerin birbiriyle etkileşimidir. Hiçbir öğe tek başına bir strateji oluşturamaz, ne kadar etkili kullanılırsa kullanılsın. Strateji, bu öğelerin bir araya getirilip etkin biçimde kullanılmasıyla inşa edilir.

Unutmamamız gereken bir şey, etkin bir stratejinin gerçekleşen bir şey olduğu; eğer değişim “kağıt üzerinde” kalırsa -eyleme geçmeyen büyük fikirler- bu durumda ortada strateji falan yoktur; strateji, düşünme, planlama ve eylemedir.

Strateji nedir?

“… [strateji] sahip olduklarımızı nasıl kullanarak istediğimiz yere nasıl gideceğimizdir. Elimizdeki kaynakları amacımıza ulaşmamızı sağlayacak bir güce nasıl dönüştüreceğimizdir. Hedef belirleme, zamanlama ve taktik arasında kurduğumuz, kaynaklarımızı harekete geçirerek umduğumuz sonuçlara ulaşmamızı sağlayan kavramsal bağdır.” Marshall Ganz, ‘Why David Sometimes Wins’

Analiz
Bir soruna tepki gösterme itkimizi takiben, bir geri adım atıp şunları anlayıp anlamadığımızı netleştirmemiz önemlidir: karşı karşıya olduğumuz sorun nedir? Bu neden bir sorundur? ‘Bizim’ sorunumuz daha geniş toplum ölçeğinde veya küresel ölçekte nereye oturur? Başka hangi sorunlar ve konularla etkileşim halindedir?
Bir tek konuya odaklanmak önemli olmakla beraber, dilediğimiz değişimin daha geniş bir hareketin içinde nereye yerleştiğini anlamak da önemlidir; örneğin, açık ocak işletmeciliği yapan bir kömür madenini durdurmayı amaçlayan bir kampanya aynı zamanda çevre konusunda kaygılı insanlardan oluşan küresel hareketin de bir parçasıdır. Hedefimizdeki sorunun altında yatan sistemik meseleleri iyi anlamak da önemlidir.

Yandaki fotoğraftaki aktivistler silah endüstrisine karşı eylem yapıyorlar, ancak bir askeri üsse veya silah fabrikasına gitmemişler; bir bankanın önünde kendilerini kırmızıya boyamışlar. Neden? Çünkü sorunun sistemik arka planı hakkında kuvvetli bir anlayışları var – bu örnekte, silah ticaretiyle finansal sektörün ilişkisi.

Çevre

Analizin önemli bir parçası, kampanyamızla hedeflemeyi umduğumuz sorunun geniş toplumla nasıl ilişkiye geçtiğidir; değişimi gerçekleştirmek istediğimiz çevreyi ne kadar iyi anlarsak, kendimizi o çevrede eyleme geçmek için o kadar iyi konumlarız. Doğru yerde doğru zamanda yapılan küçük bir baskının ne kadar büyük değişimler yaratabildiğini görmek şaşırtıcı olabilir! Çevre, şunları içerebilir (ancak bunlarla sınırlı değildir):

  • ana akım kültürel tavırlar ve varsayımlar,
  • ekonomik koşullar,
  • yerel, ulusal ve uluslararası politikalar,
  • iktidarı elinde tutanların ve karar vericilerin kim oldukları,
  • konuyla ilişkili diğer aktivist gruplar,
  • destek verebilecek (veya karşı çıkabilecek) bireyler ve toplumsal gruplar,
  • yerel ve ulusal medyanın nasıl çalıştığı.

Stratejik düşündüğümüz ve eyleme geçtiğimizde, meselenin ve bizim gelecekle ilgili umut ve arzularımızın yer aldığı özel toplumsal çevreyi hesaba katıyoruz; böylece bugünden geleceğe giden bir süreç inşa etmeyi başarabileceğiz. Bir strateji, “şimdi ve burada”nın anlaşılmasını, bir toplumsal dönüşüm teorisi ve gelecek vizyonuyla birleştirir.

Dostlarımız ve müttefiklerimiz

“İyi strateji insanları harekete geçirir. Yalnızca nereye gittiğimizi değil, oraya nasıl ulaşacağımızı da vurgular.” Si Kahn, ‘A Guide for Grassroots Leaders’

İnsanlar kampanyalarımız için vazgeçilmezdir; başarılı bir “tek-kişi” kampanyası bulmak zordur! Gruplarımızı nasıl organize ettiğimiz ve yeni insanları katılmaya nasıl teşvik ettiğimiz uzun -erimli bir değişim amaçlayan bir stratejinin esas parçalarındandır- grup kültürümüzün görmek istediğimiz değişimi yansıtması da öyle. Bu tek tek bireylerin içinde güç/iktidar yaratmak, birbirimizle ilişkimizi güçlendirmek ve değişimi gerçekleştirecek gücü inşa etmek demektir. Hiyerarşik, erkek-egemen, dışlayıcı “özgürlük” hareketlerinin ironisi bunlardan bazılarını gözden yitirmiş olmalarıdır. Strateji insanları bir araya getirmeli ve onları birbirlerine yaklaştırmalıdır.

Şiddetsiz hareketler insanlara ordudaki gibi davranamaz; kimse harpte harcanacak er değildir, kimse gözden çıkarılamaz. İyi bir strateji her şeyden önce değiştirmeyi umduğunuz sorun veya çevreden etkilenenlerin deneyimleri üzerinde inşa edilir ve onları örgütlenme ve strateji kurmada eşit ortaklar olarak görür; onların sözünü öne çıkarır.

Çatışkı, şiddetsizlik ve hasımlar

“Şiddetsiz doğrudan eyleme geçen bizler gerilimi yaratanlar değiliz. Biz sadece hali hazırda yaşayan gizli gerilimleri su yüzüne çıkarıyoruz.” Martin Luther King, Jr.

Strateji bize şiddetsiz çatışkıya güven, disiplin ve yaratıcılıkla dahil olma imkanı sağlar, çünkü strateji sayesinde değiştirmek istediğimiz koşulları ve bu değişim için meydan okumamız veya etkilememiz gereken hasımları tanımlayabiliriz. Kararları kimin aldığını, onlar üzerinde nasıl baskı oluşturabileceğimizi ve bunu yapmak için doğru zamanlamanın ne zaman olabileceğini bilmek, kampanyalarımızın odaklı, disiplinli ve daha az kaynak tüketen olması demektir. Şiddetsizlik hasımlarımızı insan olarak görmeye devam etmemiz demektir, fikir ve eylemleri bizim hayal ettiğimiz dünyanın antitezi gibi göründüğünde bile. Şiddetsizlik ayrıca çatışkıyı olumlu, disiplinli ve yaratıcı bir şekilde tırmandırmamızı sağlar – şiddetli çatışkı tırmandırmanın yıkıcı ve yabancılaştırıcı etkisinin aksine.

Hedef ve mesaj

Yukarıdaki ‘analiz’ bölümünün ardından, dünyadaki birçok aktivist grup şu soruyu kısa ve öz biçimde yanıtlayamaz: “görmek istediğin değişim nedir?” Hedef toplumda radikal bir dönüşüm, yolsuz bir hükümetin düşmesi, adaletsiz bir yasanın düzenlenmesi, bir konu hakkında farkındalık yaratmak, hedef her ne olursa olsun kampanyanın gerçekleştirmeyi amaçladığı değişimi ve bunun nasıl yapmayı beklediğini açık seçik belirtmesi önemlidir. Bu ne kadar “başka türlü bir şey benim istediğim” izlenimi verecek bir şekilde olsa bile. Bu basit ancak sıklıkla gözden kaçırılan öğe olmaksızın bir kampanya çekiş gücü çok zayıf olacaktır.

Hedefiniz daha geniş bir vizyonun – arzuladığınız daha uzun erimli bir değişimin – içine oturabilir; mesela ‘savaşın olmadığı bir dünya’ veya ‘tüm insanlar eşit ve özgür yaşıyorlar’ gibi. Bunun hedefinize (ve esasında, kampanyanızın tamamına) nasıl yansıdığını düşünmek önemlidir.

Hedefinizi iletebilmeniz  -mesajınız- da kilit bir rol oynar. Mesajınızı iletmeniz yaratıcı, zihin açıcı ve ilham verici yollarını bulmak harikadır, ve çoğunlukla da basit keskin mesajlar en etkilisidir. İnsanların kampanyanız hakkında acilen bilmesi gereken nedir? Neler sonraya saklanabilir?

Zamanlama

Strateji, zamanı dikkate alır: arkadaşınızı göçmen sınır dışı etme merkezinden çıkarmak için bir haftanız mı kaldı, yoksa hükümetin yenilenebilir enerji planını tamamlamasına kadar üç yılınız mı var? Stratejik olmak bazen kaynaklarınızı hakkıyla kullanabilmek için beklemek demektir, ancak bu bu sırada hiçbir şey yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Hemen köşe başında faydalanabileceğimiz bir fırsat varsa (bir uluslararası zirve, bir ekonomik kriz, mecliste bir oylama, tanınmış bir aktivistin tutuklanması vb.), oraya geldiğimizde doğru yanıtı verebilmek için şu anda neler yapmamız lazım? Montgomery Otobüs Boykotu son derece yerinde, zamanlaması iyi seçilmiş, stratejik kampanyanın harika bir örneğidir. Doğru ana kadar örgütlenme, eğitim ve güçlendirme çalışmalarını sürdürmüştür.

Beceriler ve Kaynaklar

Stratejik olmak için elimizdeki kaynakları ve becerileri de göz önünde bulundurmalıyız: İnsanlar, bilgi, para, binalar, yetenekler, iletişim halinde olduğumuz kişi ve kurumlar, sosyal bağlar ve bir dünya başka şey. Sahip olduğumuzdan haberdar değilsek onları nasıl kullanabiliriz ki? Eğer sahip değilsek, onları nasıl kazanabiliriz? Hangi kaynaklara sahip olduğumuz ve olmadığımız, kampanyamıza dahil olanların neyip yapıp neyi yapamayacakları konusunda gerçekçi olmak da önemlidir. Şiddetsizlik eğitimi hareketlerimizin becerilerini güçlendirmenin kilit bir öğesidir.

Ancak en önemlisi, elimizdeki kaynakları etkin ve yaratıcı bir şekilde nasıl kullanarak görmek istediğimiz değişimi getirecek baskıyı kurabileceğimizdir. Hasımlarımızla kıyaslayınca bizim hareketlerimiz saçma derecede kaynak yetersizliği çekiyor gibi görünebilirler, ancak çok sınırlı kaynakla başarıya ulaşmış diğer kampanyaları inceleyip onlardan ilham alabiliriz.

Taktikler

İyi bir strateji, eylem planlarken, basılı materyaller hazırlarken, medyayla konuşurken veya kampanyanın başka herhangi bir gündelik işini yaparken hedefimize odaklanmamızı sağlar. Strateji verili durumumuza uygun, istediğimiz değişimi sağlayacak taktik biçimini seçmemize yardımcı olur. Bir silah fabrikasını ablukaya alıp çalışmasını engellemek, uzun erimli yerel bir barış-temelli istihdam sağlamak ve yeni bir kültürel çevre yaratmayı amaçlayan yapıcı bir programdan daha etkili mi olacaktır? Ve yahut bu ikisini bir kombinasyonu farklı cephelerde aynı anda çalışmamızı sağlar mı? Stratejimiz günlük çalışmalarımızda hangi taktikleri kullanacağımızı yönlendirmelidir.

Değişime ayak uydurmak

Başka bir hayati konu, iyi bir stratejinin, grubun bir seferliğine giriştiği ve sonra da unuttuğu bir teorik egzersizden ibaret olmadığıdır. En iyi strateji, devam eden, dinamik, yenilenen ve kampanyanın uzun-erimli hedefleriyle alakalı olarak görülen ve aktivistlerin günlük eylemleriyle güncellenen stratejidir. Strateji esnek ve uyumlu olmalıdır; koşullar değişebilir ve sürprizlerle karşılaşabiliriz, ama net bir strateji bu yeni şartlara yaratıcı ve etkin yanıtlar vermemize izin verir – eğer stratejinin değişiyor ve gelişiyorsa, bu iyi bir şeydir!

 

(*) Orijinali Uluslararası Savaş Karşıtları’nın “Handbook for Nonviolent Campaigns” (ilk baskısı: Şiddetsiz Kampanya El Kitabı) kitabının ikinci baskısında yayınlanan Why things don’t “just happen” bölümünü Türkçe’ye Sinan Eden çevirdi.

Check Also

Toplumsal Mücadelenin Önündeki Engeller ve Örgütlülük Kavramının Değişimi – Eymen Demircan

Toplumsal Mücadelenin Önündeki Engeller ve Örgütlülük Kavramının Değişimi Eymen Demircan Bugün Türkiye’de toplumsal muhalefetin zayıf, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir